Edebiyat uğraşında geçirdiği uzun bir ömrün ardında bıraktığı, geniş bir alana yaygın birikim şiir, roman, çeviriler ve denemeler şeklinde ana başlıklara ayrılabilir. İki savaş arasında kalan süreçte şiir ağırlıktadır. Edebiyat dünyasına ilk merhabasını, üniversite dergisi “Alma Master Vilnensis”te yayınlanan şiirleriyle söylemiştir. İlk şiir kitabı “Donuk Zaman Manzumesi” ise 1933’te yayınlanır. Bu ilk kitap, son dönemlerinde kendini iyiden iyiye belli eden bir Hristiyan aydına dönüşüm geçirecek olan sanatçının, unutulmaya mahkum edeceği sol dünya görüşüne ve toplumcu radikalizmine ifade kazandıran şiirler içermektedir. Aynı türden başka bir çalışması da, Zbigniew Folejewski ile ortaklaşa hazırladıkları “Toplumcu Şiir Antolojisi”dir (1933). Ama edebiyat dünyasına asıl girişi, 1936’da yayınlanan “Üç Kış” şiir kitabıyla olur. İlk dönem şiiri, hem 30’lu yıllar şiir anlayışı için karakteristik özellikler taşır hem de şairin kişisel özelliklerine karşılık düşer. Bu şiir, biçimdeki gelenekselliği, duyguları nesnelleştirmesi ve retotik çoşkusunda klasik şiir özelliklerini; bir ruh hali atmosferi yaratışında, görsel nitelikte mecazi ve çok anlamlı tasvirlerde sürrealizm ve sembolizmle bir araya getirmektedir. Genelde doğa motiflerinin kullanıldığı bu tasvirler, sanatçının karamsar bilincini; bir kültür krizi yaşandığını bilmenin ve uygarlığın yıkılma tehlikesiyle yüz yüze olduğunu sezmenin neden olduğu, temelini tarih felsefesinde bulan huzursuzluğunu görünür kılarlar. Savaş öncesindeki bu felaket tellallığı ya da karamsarlık ideolojisi, aynı zamanda dünyanın güzelliğini yoğun şekilde hissetme ve ahenk içinde bir dünyaya duyulan özlem imgesiyle işlenmiştir. İşgal yıllarında, Jan Syruc takma adıyla yazdığı “Şiirler” (1940) ve neredeyse işgal yıllarının tamamını birlikte geçirdikleri, sonradan “...Elba’dan doğuya uzanan coğrafyada en tanınmış nesir yazarlarından” birisi olacak Jerzy Andrzejewski’yle ortaklaşa hazırladıkları şiir antolojisi “Bağımsız Şarkı” (1942) gizli örgüt tarafından yayınlanır. Hemen savaşın ardından yayınladığı “Kurtuluş” (1945) başlıklı şiir kitabında, savaş öncesindeki karamsarlığın yerini bir ahlakçının ses tonlaması almıştır. Bu şiirler, bir yıkımın, yok edilişin tarihsel ve ahlaki tanıklığı üstlenirken, edebiyatın halka karşı ahlaki sorumluluklarının neler olduğu sorusunu gündeme getirirler. Savaşı izleyen yıllarda Milosz, Polonya şiirine izlenecek bir yol olarak önerdiği klasizmin sözcülüğünü üstlenir. Bu tutumu, “Kurtuluş” şiir kitabındaki “Dünya. Safdil Şiirler” başlıklı bir dizi felsefi şiirde, “Ahlak Tezi” (1948) ve “Şiir Tezi” (1957) adlı tezli manzume türü içinde tanımlabilecek yapıtlarında görülmektedir. Bunları izleyen “Gün Işığı” (1953), “Kral Popiel ve Diğer Şiirler” (1962), “Büyülenmiş Gucio” (1965), “Adsız Kent” (1969), “Güneş Nerde Doğar ve Ne Yandan Batar” (1974) ve “İnci Marşı” (1982) şiir kitapları sürgünde yayınlanır. Bu şiirlerde biçim olarak düzenli şiirden uzaklamış, (çeşitli edebiyat türlerini harmanlayarak, zaman zaman düzyazı sınırını geçip başka edebiyat yapıtlarından ve tarihi belgelerden alıntılar yaparak) daha hacimli bir şiir biçimi arayışına girmiştir. Düşünsel boyutta bu dönem şiirleri ahlaki, felsefi ve (Litvanya anılarını ve gençlik yıllarının yaratıcılığındaki önemine yapılan göndermelerle) şahsi sorunlar etrafında yoğunlaşmıştır. Roman yazarı olarak Milosz’un, fonunu özyaşam öyküsünün ve yine felsefenin oluşturduğu “İssa Vadisi” (1955) ve siyasi bir roman olan “İktidarın Ele Geçirilişi” (1953) başlıklı iki romanı vardır. Bunun dışında Milosz, özellikle İngiliz, Amerikan ve Fransız şairlerinden çeviriler yayınlamıştır; yirminci yüzyıl Polonya şiiri örneklerini İngilizce’ye çevirmiştir. Geçen yüzyılın 70’li ve 80’li yılları, Milosz’un edebiyat etkinliğine, İncil metinlerinin çeviri uğraşını da kattığı yıllardır. Üniversite eğitmenliği de, ders kitabı niteliğinde birkaç önemli yapıtla meyvesini vermiştir; ki önce 1969’da İngilizce ve ancak 1993’te Lehçe olarak yayınlanan “Polonya Edebiyat Tarihi, bu çalışmaları arasında önemli bir örnek olarak sayılabilir. Deneme yazarlığı, Milosz’un şairliği kadar güçlü olduğu ve şairliğine denk kıratta yapıtlar verdiği bir türdür. 1977 yılında yayınlanan ve çağdaş kültürün, dinle bilimin yollarının ayrılmasının bir sonucu olarak yaşadığı manevi krizi işleyen “Ulro Toprağı” en önemlilerinden biri sayılmak üzere, örneğin “Akrepler Ortasında Bir İnsan” (1962), çağdaş Amerikan kültürünü incelediği “San Francisco Körfezi’nde Gördüklerim” (1969), “Av Yılı” (1990) ya da alıntı antolojisi “Yararlı Kitaplardan Notlar” (1994) gibi on bir deneme kitabı yayınlamıştır. Ancak, deneme yazarlığına başlangıcı, Türk okuyucusunun şu anda sayfaları arasında olduğu, “Tutsak Edilmiş Akıl”ladır (1953).
ELİPS'TEKİ KİTAPLARI:
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||
[ANA SAYFA] [ELİPS KİTAP] [SEDEF HOBİ] [İNSAN KAYNAKLARI] [İLETİŞİM]
© 2008 Elips Kitap