Türklerin Manevi Gücü

. Türklerin Manevi Gücü kitabında anlattığı kendi anılarıyla yoğrulmuş gerçek hikâyeler, adeta Farrere’nin Türkleri niçin sevdiğinin izahları ve ispatları gibi…

Tükendi

Batıdan Türklere sempati duyan seslerin çıkması, geçmişte de çok sık rastlanan vakalardan değildi. Türkleri, Türk kültürünü anlama çabası gösteren Batılı düşünce ve yazın insanları, kendi cenahlarından gelebilecek türlü eleştirileri de göze almışlardır. Claude Farrere de bu cesareti gösteren sayılı isimden biri. Türklerin Manevi Gücü kitabında anlattığı kendi anılarıyla yoğrulmuş gerçek hikâyeler, adeta Farrere’nin Türkleri niçin sevdiğinin izahları ve ispatları gibi… Eğlenceli, renkli ve bir o kadar da düşündürücü anı-hikâyeler bunlar. Türk insanının karakter yapısını, kültürel dokusunu, Batılılara Batılı diliyle ve gözüyle ama olduğu gibi anlatmaya soyunmuş Farrere. Yazar, kendisini yeterince anlatamadığını düşündüğü Türklerin 20. yüzyıl başındaki dili ve sesi olmak istemiş. Bunda başarılı da olmuş. Bu çabaya Türklerin Manevi Gücü kitabını okuyarak tanıklık etmek, günümüzde hâlâ kendisini dünyaya anlatmak uğraşı içindeki Türk insanı için epey ilginç bir serüven olacak. Okur, sadece Farrere’nin Türklere neden yakınlık duyduğunu ve bunu Batı’ya nasıl izah ettiğinin tanıklığını yapmıyor elbette. Bir yandan da kendi geçmişine tanıklık ediyor.

Kategori Araştırma - İnceleme
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: 2004
Basım Yeri: Ankara
Baskı Sayısı 1
Ebat: 13.5X21.5
Dil: Türkçe
Kâğıt Türü: Kitap Kâğıdı
Sayfa Sayısı: 160
Barkod: 9789758971138
ISBN: 978-975-8971-13-1
Claude Farrere

1876 yılında doğdu. Asıl adı Charles Bargone Frederic´tir. Deniz subayı olan ünlü yazar, görevi gereği dünyanın birçok ülkesini dolaştı. Piyer Loti gibi Japonya´ya kadar gitti. Bu gezilerinden aldığı izlenimleri meslekten ayrıldığı 1919 yılından sonra romanlarında değerlendirdi.

Claude Farrere, İstanbul´a ilk olarak 1902 yılında geldi. Türkiye´yi çok sevdi ve buraya bağlandı. Ardından 1908 yılında tekrar geldi. Türk dostu olarak ünlenen Claude Farrere´e 1910 yılında Osmanlı Devleti tarafından Mecidiye Nişanı verildi. 1939 ve 1950 yıllarında Türkiye´yi iki kez daha ziyaret etti.

Türkiye üstüne edindiği olumlu izlenimleri kaleme aldığı makalelerde dile getirdi ve bütün Avrupa´ya duyurmaya çalıştı.

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.