İslam Ahlakının Esasları

Osmanlı’nın son zamanlarına ve Atatürk Döneminin neredeyse tamamına şahitlik etmiş olan Babanzade Ahmet Naim, bu zamanların en büyük düşünürlerinden biridir. Sırat-ı Müstakim (sonradan Sebilü'r-Reşad) dergisinin bu usta kalemi, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürlerini derin bir mukayese istidadına sahiptir.

14,4 TL 24 TL

Osmanlı’nın son zamanlarına ve Atatürk Döneminin neredeyse tamamına şahitlik etmiş olan Babanzade Ahmet Naim, bu zamanların en büyük düşünürlerinden biridir. Sırat-ı Müstakim (sonradan Sebilü´r-Reşad) dergisinin bu usta kalemi, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürlerini derin bir mukayese istidadına sahiptir.  Mehmet Akif’in onun hakkında söylediği şu sözler ise entelektüel derinliğinin ispatıdır: 

 

 “Hamdi (Elmalılı Hamdi Yazır) ve Naim, bunlar sika’dandır; ne derlerse öyledir, sözleri senet teşkil eder.”

 

Babanzade Ahmet Naim, bu eserinde, konu edindiği İslam ahlakının saf biçimini ortaya koyarak hem oryantalist ön yargıların önüne geçiyor hem de Müslümanlar tarafından kimi zaman yanlış algılanan İslam’ın ahlaki emirlerini açıklığa kavuşturuyor. Batılı düşüncenin eleştirisini de içinde taşıyan bu eser, bu yönüyle “Her şey zıttı ile kaimdir.”  veciz sözüne uygun olarak konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı oluyor. Akıl-din-ahlak arasındaki karmaşık ilişkinin gözler önüne serildiği kimi bölümler ise Mehmet Akif’i haklı çıkaracak şekilde bir senet mahiyeti taşıyor.

 

Doğrusu şudur ki in­sanlar melek değildir. Melek olduklarını farz edersek, o hâlde kendilerinden bir fenalık sâdır olma­sına imkân kalmayacağından, insanları iyiliğe teş­vik edecek ve kötülükten korunmayı tavsiye edecek bir ahlak kanununa da lüzum kalmaz. 

Kategori İslam
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: 2020
Basım Yeri: Ankara
Baskı Sayısı 2. Baskı
Ebat: 13.5X21.5
Dil: Türkçe
Kâğıt Türü: Kitap Kâğıdı
Sayfa Sayısı: 96
Barkod: 9786051210971
ISBN: 978-605-121-097-1
Babanzade Ahmet Naim

1872 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesi Kürt kökenliydi. Kardeşleri İsmail Hakkı hukukçu, Şükrü Baban ise hukuk profesörüydü. Babasının Bağdat’ta arzuhâlcilik görevini yapmasından dolayı kendisi Bağdat Rüştiyesini okuduktan sonra İstanbul’a gelip Galatasaray Sultanisi ve Mülkiye Mektebini okudu. Mezun olduğu 1894 yılı içinde Hariciye Nezareti Tercüme Kaleminde göreve başladı. Sonra Maarif Nezaretine geçiş yaptı. 

1911-1912 yıllarında Tedrisat Müdürlüğü, 1912-1914 yıllarında Galatasaray Sultanisinde Arapça okutmanlığı, 1914’te Tercüme Dairesi azalığı yaptı.

Istılahat-ı İlmiye Encümeninin çalışmalarında aktif rol aldı.

Darülfünunda felsefe, psikoloji (ruhiyat, ilmun-nefs), mantık, ahlak, metafizik (ilm-i ma’be’de’t- tabia) derslerini okuttu. Darülfünunda çalışırken bir dönem rektörlük (Umum Müdürlük) görevini de yürüttü. İstibdat döneminde Darülfünunda ders vermekle yetinmeyip Sebillürreşad ve Sırat-ı Mustakim dergilerinde düşüncelerini yaymaya çalıştı.

1933’te Üniversite reformuyla Darülfünun, İstanbul Üniversitesine çevrildi, yeni kurulan İstanbul Üniversitesi kadrosuna alınmadı ve emekliye ayrıldı. 

Emekli olduktan bir yıl sonra 13 Ağustos 1934’te namazını kılarken secdede vefat etti.

Babanzade Ahmet Naim, bazı konularda modern fikirlerle karşı çıkıp geleneksel görüşler ile yaşamayı tercih ederdi. Her ne kadar Batı filozoflarının düşüncelerini öğrenmiş olsa da hepsini kabul etmez ve özellikle de materyalizme/pozitivizme apaçık bir düşmanlık beslerdi. Batı filozoflarının fikirlerini tetkik ederken Doğu’nun filozoflarını da ihmal etmez; Farabi, İbni Sina gibi isimlerin eserlerini de okur ve Doğu filozoflarının görüşlerini Batı filozoflarının görüşleriyle karşılaştırırdı. İlmî terimlerin Türkçeye doğru aktarımı konusunda çalışmalar yaptı. Müslüman kimliğiyle İslam’ın düşünce dünyasından hareketle Batı filozoflarının görüşlerini ele aldı. Mehmet Emin Erişirgil, Babanzade hakkında “Kafasını öyle yapmıştı ki şüphe denen nesne orada yaşayamazdı. Ona göre her şey ya ‘nass’ idi ya da hiçbir şey.” dedi. Mithat Cemal Kuntay ise Naim için, Avrupalı filozofların bile değiştiremediğini; onun her ne kadar Batı filozoflarının fikirlerini bilse de bu fikirlerin ona nüfuz edemediğini, söyledi. Kahvehanelerde ilmî tartışmalar yaptı. Burada tanıştığı Mehmet Akif Ersoy ile hayatının sonuna kadar arkadaş oldu, aynı mecmuada yazılar yazdı ve birlikte İslamcılığı benimsediler. Mehmet Akif, Babanzade ile ilgili; “Naim sormazsan malumatını söylemeyen adamdır, Naim dinlemesini bilen adamdır.” dedi. İbrahim Alaaaddin Gövsa ise Ahmet Naim hakkında; “Arapça ve Fransızcası kuvvetli, bahislerde çok dikkatli fakat tüm felsefi birikimine rağmen inatçı ve taassup sahibi bir Müslüman’dır.” değerlendirmesini yaptı. Meclis-i Ayan azasıydı. Sicil dosyasında, Arabi ve Farisi tercüme, Türkçe ve Fransızca tekellüm ve kitabet eylediği, Kürt lisanına dahi aşina olduğu yazıldı. Hayatının büyük bir bölümü yıkılmaya yüz tutmuş Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’da geçti. İstibdat döneminde tartışmalarına aktif olarak katıldı. Cumhuriyet döneminde daha çok Darülfünun’da ders vermekle ve Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ile ilgilendi ve dönemin tartışmalarına katılmadı. Çeviri yaptığı kitaplar dâhil, eserlerini tamamen değişen ve dönüşen toplumun ihtiyaçlarına binaen yazdı.

ESERLERİ 

Eserlerini kaba hatlarıyla çeviriler, tercüme üzerine yaptığı teklifler ve tenkitler, çevirdiği ve açıklayıp yorumladığı hadisler, milliyetçilik ve İslam konularında ele aldığı yazılar, felsefeyle ilgili derslerinde aldığı notlar ve çevirdiği müstakil eserler ve teklif ettiği terimler şeklinde sınıflandırabiliriz. 

Sahih-i Buharii Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi: Mukaddimesinde hadis usulünün genel konularını ele aldı ve hadis usulünü modern tarih metoduyla karşılaştırdı. Hadis usulünü modern tarih metodu ile karşılaştırırken hadis metodunu modern tarih metodundan üstün gördü. Hadisi şerifleri tercüme ederken hadislerin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için kendi açıklamalarını parantez içine alarak yazdı. Bu şekilde kendi açıklamalarının hadisin orijinaliyle karışmasını engellemiş oldu. Tecrid-i Sarih’in tercümesini bitirmeden 1934 yılında vefat edince onun bu görevini Kamil Miras devraldı ve tercümeyi bitirdi. 

İslam’da Davayı Kavmiyyet: Eser önce Sebilürreşad dergisinde yayımlandı, daha sonra da kitaplaştırıldı. İslam’ın temel kaynaklarından yola çıkarak ırkçılığın ve milliyetçiliğin İslam’da bulunmadığını gözler önüne sermeye çalıştı. Eserde Türkçülerin ve Türk-İslam düşüncesini savunanların düşüncelerini eleştirdi ve Türkçülerden çok kendisine yakın hissettiği Türk-İslam ülküsünü savunanlara seslendi. 

Ahlâk-i İslamîyye Esasları: Bu eser de önce Sebilürreşad dergisinde yayımlandı, daha sonra da kitaplaştırıldı.  İslam’ın ahlak esaslarını genel hatlarıyla yazdı. Bazı yerlerde açıklama ve yorumları, İslam ahlakını hadis ve ayetlerden yola çıkarak iki dereceli şekilde formüle etti ve Kant ahlakını eleştirdi. İslam ahlakı ile rasyonalist ahlakı karşılaştırdı ve rasyonalist ahlakı, İslam ahlakına yakın bulduğu fikirlerini belirtti. 

Felsefe Dersleri (Hikmet Dersleri): Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin Darülfünunda felsefe derslerine girmesiyle birlikte kendi dersini sistemli bir şekilde işlemek için notlar tuttu. Eser bu notların bir araya getirilip kitaplaştırılmasıyla oluşturuldu. 1913-1914 yıllarında Hikmet Dersleri olarak yayınladığı bu eserini 1914-1915 yıllarında eseri gözden geçirip ilaveler ekleyerek Felsefe Dersleri olarak tekrardan yayınladı. Bu kitapta ilmin tarifi, felsefenin tanımı ve konusu ve psikolojinin konularını ele aldı.

İlmü’n-Nefs Tercümesi: Georges Fonsegrive’in Elements de Philosophie eserini Türkçeye Mebadi-i Felsefeden Birinci Kitap İlmü’n-Nefs adıyla tercüme etti. Psikolojiyi, pozitivist anlamdaki psikolojiden farklı olup metafizik boyutuyla ve psikolojinin konularının derinlikli bir şekilde ele aldı. Kitabı sadece tercüme etmekle yetinmeyip dipnotlarda bulunan 200 civarındaki terimin Osmanlıca karşılıklarını vermeye çalıştı. Terimlere Osmanlıca karşılıkları ile verilirken teklifler sundu, tahliller ve eleştiriler yaptı. Tercümenin sonuna eserde geçen yaklaşık 2000 civarındaki Fransızca terimin Osmanlıca karşılıklarını yazdı ve bir lügatçe ekledi. 

Felsefe Makaleleri: Bu eser Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin çevirdiği ve o dönem farklı zamanlarda Darulfünün Edebiyat Fakültesi Mecmuası’nda yayımlanan makalelerinden oluşur. M. Cüneyt Kaya ve Cahid Şenel 2014’te bunları bir araya getirerek Felsefe Makaleleri şeklinde kitap hâline getirdi. Paul Janet’in Felsefe Bir İlim midir?, Felsefenin Yeni Birkaç Tarifi, Felsefede Misdak ve Geçen Ders Hakkında Bazı İzaha adlı makalelerini; Emile Picard’ın İlim Hakkında ve Elie Rabier’in İlm-i Mantık makalelerini çevirdi. 

Temrinat: Eserin tam adı Mekteb-i Sultani’ye Mahsus Sarf-ı Arabî: Temrinat’tır. Bu kitabı öğrencilerin Arapçayı daha kolay ve daha iyi öğrenmeleri için hazırladı. Mukaddimede Arapçaya bakışına, Arapçanın Türkler tarafından neden öğrenilemediğine değindi. Dönemin medreselerinin eğitim sistemine eleştirilerde bulundu. Arapçanın öğrenilememesinin, eğitim sisteminin kötü olması ve Türk’e göre tertip edilmemesinden kaynaklandığını savundu. Medreselerdeki Arapça öğrenimine yönelik eleştirilerine sert eleştirilerde bulundu. 

Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin bu kitaplar dışında uzun süre yazdığı Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad mecmuaları başta olmak üzere Darülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuasıİkdam, İttifak, Mahfil, Servet-i Fünun, Tanin gibi mecmualarda da yazıları yayınlandı. 

Akademik alanda yaptığı çeviriler Darülfünun’da göreve başladığı ilk yıllardan emekli olduğu yıla kadar, devlet tarafından görevlendirildiği Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi’ni de öldüğü güne kadar çevirmeye devam etti. Sırat-ı Mustakim ve Sebillürreşad dergilerinde daha çok hadis çevirisi üzerinde durdu. 

Kaynak: Yalçın Yavuz, Yüksek Lisans Tezi, “Babanzade Ahmet Naim Efendi’nin “İslamcılığına” Sosyolojik Bir Bakış” Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Felsefe ve Din Bilimleri Programı.

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.